08.22.06

Bürokratik Esaret

Yazı kategorisi: DİĞER 12:02 pm yazan: antiburokrasi

“Arabasını çalanlar özgür, o sürünüyor” başlığı, olayın Türkiye’de geçtiğini tahmin etmemizi kolaylaştırıyor. Hürriyet‘teki haberde, arabası çalınan bir öğretmenin başına gelenler anlatılıyor:

Öğretmen Ali Hıdır Kan’ın minibüsü Üsküdar’daki evinin önünden 4 yıl önce çalındı ve sahte belgelerle satıldı. İki sene sonra ise “Aracınız Hatay’da bulundu, gelin alın” dediler.

Ama öğretmenin önüne 17 aylık otopark parası ve aracın mahkeme kararıyla teslimine ilişkin evrak yok diye engeller çıkardılar. Ali Hıdır öğretmen, savcılığı Adalet Bakanlığı’na şikayet edip İstanbul’a döndü.

Öğretmen Ali Hıdır Kan “Minibüsümü sahte plakayla satan hırsızlar birkaç ay yatıp çıkmış. Ben ise hálá minibüsüme sahip olmak için mücadele veriyorum. Peki benim suçum ne?” diyor.

Olayın dikkat çeken yönleri var:

1 ) Araç, 26 Mart 2003’te, yani “bulundu” haberinden tam 17 ay önce bulunmuş. (Savcılık yazısı, İstanbul’a tam 17 ay gecikmeyle ulaşıyor.)

2 ) Çaldıkları araçları sahte plaka takıp satan şebeke çökertiliyor ve 6 kişi tutuklanıyor. Bu kişiler 2-3 ay hapis yatıp serbest kalıyor. (“Türkiye’de adalet” başlığı altında incelenmeli.)

3) Öğretmen Kan, aracını 17 ay süreyle bedelsiz kullanan, hatta hasara uğratan Altınçağ Belediyesi’nin başkanı Mustafa Şahin ile iki garaj çalışanını görevi ihmal ve kötüye kullanmaktan savcılığa veriyor. Savcı bir süre önce üç şüpheli hakkında delil yetersizliğinden takipsizlik verirken; Kan, karara Dörtyol Ağır Ceza Mahkemesi’nde itiraz ediyor.

Hukuk mücadelesinden yorgun düşen öğretmen son olarak teslim talimatı vermeyen savcılıkla, sulh ceza mahkemesini bir mektupla Adalet Bakanlığı’na şikayet ediyor.

08.21.06

Bürokrasi Bunu Da Başardı!

Yazı kategorisi: DİĞER 5:06 pm yazan: antiburokrasi

 

Bu fotoğraflar da ne diye merak mı ettiniz?

İnternetHaber.Com adresindeki habere göre, CHP’li Muzaffer Eryılmaz’ın başkanlığını yürüttüğü Çankaya Belediyesi’ne ait araçlar ve şoförler, kapı kapı dolaşıp ücretsiz olarak ‘Cumhuriyet Gazetesi’ dağıtıyor.Yanlış duymadınız…Evet, parası bizlerden toplanan vergilerle finanse edilen belediyeye ait arabalar ile, yine bizlerden toplanan vergilerle doldurulan benzin depolarıyla, yine bizlerden toplanan vergilerle dolgun maaşları ödenen bürokratlarıyla, Çankaya Belediyesi ‘Cumhuriyet Gazetesi’ni bedava olarak dağıtıyor…Tükenmeden Alınız!

Pek yakında, Cumhuriyet’in tv ve radyo reklamlarında şu tür bir söyleme rastlayabiliriz : Gazeteniz Cumhuriyet…Artık Tüm Belediyelerde…

08.20.06

Devlet Kurumlarının İletişimsizliği Üzerine

Yazı kategorisi: DİĞER 4:10 pm yazan: antiburokrasi

Bu ülkenin insanları olarak tek bir devlete sahip olduğumuzu düşünürüz.Bu devletin adını da “Türkiye Cumhuriyeti” olarak biliriz.Ancak bu devletin kurumlarının birbirleriyle hiçbir networkü olmaması çoğu zaman sanki birkaç devlete sahipmişiz izlenimini veriyor.

Her devlet dairesi her yeni işlem için pek çok belge ister.Bürokrasinin hantallığını hepimiz biliyoruz da aynı belgeyi tekrar tekrar farklı kurumlara vermek bizleri çileden çıkarıyor.Farklı kurumların tamamen birbirinden farklı yönetim, arşiv ve belgeleme sistemleri yüzünden işlemler yavaşlıyor ve etkinlik yok oluyor.

E devlet ve merkezi kayıt sistemlerinin olmaması yüzünden hem kayıtlı bir toplum olamıyoruz, ki bu modern toplumların ayırt edici özelliğidir, hem de işlem maliyetleri her bakımdan topluma yüklenmiş oluyor.Bir diğer sorun da devlet kendi ülkesine ve halkına hakim olamıyor.Bu da adalet ve güvenlik açısından son derece önemli bir durum.

Bir örnekle olaya açıklık getirelim : Yükseklisans başvurusu için mezun olduğum okul, noter onaylı pek çok belge istedi.Bunların içinde diploma ve transkript de vardı.Yani kendi mezun olduğum okula mezun olduğuma dair belgeyi hem de notere onaylattırarak götürmem gerekiyor.Bana belgeyi veren zaten kendileri.Kendi verdikleri şeyi onaylattırarak istiyorlar tekrardan.Öyle gözüküyor ki değil farklı kurumlar arasında, kurumların kendi içinde dahi bir iletişim ve network yok.

Bu durumun değişmesi için E devlet, E imza ve kağıt bürokrasisinin (azaltılması değil) yok edilmesi gibi uygulamalara ihtiyacımız var.Zira devlet etkin çalışmayınca bireylerin de etkin çalışma imkanı kısıtlanıyor.Bu da çokça peşinden koştuğumuz zenginleşmenin önünde bir engel olarak karşımıza çıkıyor.

08.18.06

Mesai Saatinde Chat Yapan Memurlar

Yazı kategorisi: DİĞER 2:48 pm yazan: antiburokrasi

Zaman gazetesinin haberine göre, Edirne Valisi Nusret Miroğlu, gönderdiği yazıda, ‘Edirne’deki tüm kamu kurum ve kuruluşlarında görevli personelin ”disiplin ve düzen içinde”, mesai saatlerinde çalışmaları gerektiğini‘ bildirmiş (vurgu bana ait.)

Zira memurlar, görevleri ile ilgili olmayan sitelere giriyor, MSN gibi programları kullanarak sohbet ediyorlarmış. Bu nedenle de vali, bilgisayarlardan MSN’in kaldırılmasını istemiş.

Haberin tamamı.

08.14.06

Bürokrasi var internet yok :(

Yazı kategorisi: DİĞER 6:35 pm yazan: antiburokrasi

Türkiye’de bir internet kullanıcısıysanız Türk Telekom’la ilgili trajikomik bir hatıranız mutlaka vardır. Radikal yazarı Mahfi Eğilmez de yaşadıklarını aktarmış “Türk Telekom ve ADSL rezaleti” yazısında.

“Bu yazıyı gazeteye yolladığım sırada cumartesi günü saat 12.00 idi, yani arızanın olduğu ve benim bildirdiğim saatten itibaren 40 saatten fazla süre geçmişti. Henüz arıza giderilmiş değil.”

Yazıdaki en “bürokratik örnek“ belki de şu:

“Telekom’un ADSL destek hattını ne zaman arasam farklı biri çıkıp sorunun ne olduğunu soruyor. Her seferinde sabırla anlatıyorum, her seferinde sorunun üzerinde çalışıldığı söyleniyor ama çözüm yok.”

Son olarak bilinmesi gerekenler:

“Dünyanın hiçbir yerinde deprem ya da benzeri bir doğal felaket olmamışsa iletişim bu kadar aksamaz. Yine buradan henüz ADSL sistemine girmemiş olanlara seslenmek istiyorum: Siz siz olun ve sakın servis sağlayıcınızı bırakmayın. ADSL de alın ama bu gibi durumlarda kullanılmak üzere servis sağlayıcınızı yedekte bulundurmaya devam edin.”

08.10.06

H.Celal Güzel: Bürokrasi Canavarı

Yazı kategorisi: DİĞER 2:18 pm yazan: antiburokrasi

Hasan Celal Güzel Bürokrasi canavarıyla mücadelelerini anlatmış, son zamanlarda AKP’nin bu iştenasıl başarısız olduğunu da örneklendirmiş. Radikal Gazetesindeki yazı şöyle:

Bürokrasi Canavarı İşbaşında

Türkiye’nin en büyük sıkıntısı nedir bilir misiniz? ‘Bürokrasi canavarı…’ Bu, ne enflasyon canavarına benzer, ne de yolsuzluk canavarına… İnsanı yiyip bitirir. Bürokrasi canavarını alt edip tuşa getirmedikçe, ne vatandaşın sıkıntısını bitirebilirsiniz, ne de Türkiye’nin önünü açabilirsiniz.
Bürokrasi bir mikrop gibidir. Ne kadar temizlerseniz temizleyiniz, ilk fırsatta çoğalıp bütün yönetimi eline alır. Bu mikrobun yayılmasında yöneticilerin ters zihniyetinin de rolü büyüktür.
Rahmetli Özal ile ilk çalışmaya başladığımda ondan şu dersi almıştım: ‘Bak Hasan, dürüst olmayan birkaç kişiyi yakalamak için, dürüst olan büyük çoğunluğu cezalandırmak doğru değildir’ demişti. Gerçekten de, en fazla yüzde 5′lik (ki, bu oran aslından yüzde 1-2′yi geçmeyecektir) sahtekârlık yapanı yakalamak için konulan kurallar, hem yüzde 95′lik dürüst vatandaşı canından bezdirir hem de kamu hizmetlerinin etkinliğini azaltır ve süratini yavaşlatır.
***
1983 yılı sonunda ANAP iktidara gelince, ilk işimiz ‘İdarî Usul ve İşlemleri Sadeleştirme’ konusunda bir Kanun Hükmünde Kararname çıkarmak olmuştu. Daha sonra bu KHK’yı yenilemiş ve süresini uzatmıştık. Buna göre, Başbakanlık’ta Müsteşar olarak benim ve Özal’ın Müşaviri merhum Adnan Kahveci’nin koordinatörlüğünde ‘İdareyi Yeniden Düzenleme’ birimi kurmuştuk. Bir yandan ‘İdarî Reform’u gerçekleştirirken, diğer yandan da bürokrasideki idarî usül ve işlemleri tek tek değerlendiriyor ve lüzumsuz olanları kaldırıyorduk.
Hatırlayacaksınız, o zamana kadar nüfus cüzdanı, ehliyet, pasaport almak, aylarca devam eden işlemlerden oluşan başlıbaşına birer dert idi. Birkaç aylık kısa bir sürede, bürokrasideki yüzlerce işlemi basitleştirdik ve bu hizmetlerin bir günde yapılmasını sağladık.
Lâkin, bürokrasi mikrobu bizden sonraki dönemlerde yayılarak yönetimi tekrar ele geçirdi. Nasıl yapsak da işleri güçleştirsek diyen zihniyet gene gemi azıya aldı. Öyle ki, bazı alanlarda yarım asır öncesini dahi aratan formaliteler ve kırtasiyecilik hâkim oldu.
Aslında, AK Parti İktidarı, idarî reformdan yana, yenilikçi ve pragmatik zihniyetli olma bakımından Özal dönemini andırıyor. Ancak, ne yazık ki, uygulamada formaliteci ‘bürokrasi canavarı’ at oynatıyor.
***
Bugün sizlere eczaneye gittiğinizde nasıl reçeteyle ilaç alabileceğinizi özetle anlatacağım. Maliye ve Sağlık bürokrasisinin bu basit işlemi
ne hâle getirdiğini göreceksiniz.
Eskiden elinizde reçete ve sağlık karnesiyle eczaneye gider, ilaçlarınızı alır, birkaç dakikada işinizi bitirip çıkardınız değil mi? Yağma yok! Artık ‘Bütçe Uygulama Talimatı’ na göre şunlar yapılıyor:
- Her kurumun ayrı otomasyon sistemi var. Buna göre, hasta hangi kuruma tâbi ise o provizyon sistemine bağlanıyorsunuz. Önce, eczacı bütün kimlik bilgilerini giriyor ve karşı taraftan onay alıyor.
- İkinci olarak, hastaya ait bilgileri giriyor. Bu bilgiler şunlar: Hastanın kimlik bilgileri, sigorta sicil numarası, T.C. kimlik numarası, kullanmakta olduğu sağlık karnesinin numarası, reçetenin tarihi, reçetenin protokol numarası, reçeteyi yazan sağlık kuruluşunun numarası, doktorun diploma numarası, varsa uzmanlık dalı, varsa sağlık kurulu raporunun hangi hastaneden hangi sayıyla alındığı, raporun başlama ve bitiş tarihleri, hastaya konulan teşhis bilgileri giriliyor ve gene karşı taraftan onay alınıyor.
- Daha sonra, her ilacın ismi ve kaç defa kullanılacağı işlenerek gene provizyon onayı alınıyor.
- Bununla da bitmiyor. Karşı taraf ilacın uygun olmadığını, varsa ucuz eşdeğerini vermenizi veya fiyat farkını hastadan almanızı buyuruyor. Meselâ; tam eşdeğer olmadığı halde Coraspin yerine Çocuk Aspirini alsın diyor. Bazen piyasada olmayan bir ucuz ilacı emsal alıyor; bazen de doktorun uzmanlık dalının o ilacı yazmaya uygun olmadığı hikmetini savuruyor.
Böylece 5 defa ekran açılıyor. Bu arada eczacı sinir krizleri geçirirken, boynu bükük hastalar ise saatlerce, hattâ günlerce bekleyebiliyor.
Yılbaşından bu yana 6 defa kural değişikliği yapılmış.
Sistem, hastaya, doktora ve eczacıya ‘güvensizlik’ temeline dayanıyor. Bir avuç sahtekâr için bütün vatandaşlar cezalandırılıyor.
***
Aziz Nesin yaşasaydı,bu kepazelik üzerine ne mizah hikâyeleri döktürürdü kim bilir?…

08.09.06

Askerlik Şubesinde 1 Gün

Yazı kategorisi: DİĞER 4:28 pm yazan: antiburokrasi

Yükseklisans başvurusu yapacağımdan askerlikle yakın zamana kadar ilişiğim olmadığına dair bir belge almam gerekiyordu.Kütüğüm İstanbul dışında olduğundan İstanbul’da yabancı şubeye gitmem gerekiyordu ve yabancı şube (kütüğünüzün olduğu ilçe dışındaki her askerlik şubesi) olduğunda da iletişim internet çağında da yaşasak “faks” la sağlanıyordu.

İstanbul doğumlu olmama rağmen kütüğüm Sinop Boyabat ‘ta olduğu için işlemlerin uzun süreceğini hesap ederek Halıcıoğlu Askerlik Şubesi’ne açılmadan 1 saat önce (07.30) gittim.Bu kadar erken gitmeme rağmen sırada 20-30 kişi vardı.Tahmin edebileceğiniz gibi içeri vatandaşların alınmasına yakın sıradaki insan sayısı oldukça fazlaydı.

İçeri girip danışmaya derdinizi anlattıktan sonra hiçbir fonksiyonu olmayan bir sıra fişi alıyorsunuz ama içerde yönlendirildiğiniz askerlik şubesindeki memurlar kafalarına göre hareket ediyorlar.Neyse; Kağıthane Askerlik Şubesi’ne yönlendirilip işlemlerim yapılırken bana bir kağıt tutuşturdular ve “git bunu faks çektir.Faksın öğleden sonra gelirse muayene olursun, işlemlerini yaparız!!!! (saat 09.30) “ dediler.Bütün günümün yanacağı çok ufak bir ihtimal gibi geliyordu bana ama bu sözleri duyunca anladım ki antibürokrasi.com ‘luk bir vakayla karşı karşıyayız.Sinop/Boyabat’tan gelecek faks cevabını beklemeye koyuldum.Gelecek bilgi de üniversite öğrencisiyken okul-şube arasındaki yazışmalar sonucu askerliğimin ne kadar uzatıldığı gibi aslında elektronik ortama geçmiş bir kuruluş için birkaç saniye işlemlik bir bilgiydi.

Saat 13.30’da (aradaki boşluğu siz düşünün) öğle tatili bittikten sonra oranın müdavimleri faksı çekecek olan askerlik şubesine telefon edip acil olduğunu söylememi tavsiye ettiler.Oradaki memurlar sallamadığı taktirde 1 hafta bile faks bekleyenler varmış.Telefonunu bulup kartlı telefondan (cep telefonları toplanıyor girişte!!) aradığımda devamlı meşgul çalıyordu.Saat 15.00 ‘te aradığımda en sonunda açan oldu.Çekilen faksın acil olduğunu ve cevabının gönderilmesini istediğimde oradaki memure faksın çekildiğini söyledi ve bir de beni telefonda azarladı.Pek umurumda değildi zira faks gelmişti artık.

Tekrardan başa dönüp işlemleri yapmaya devam ettik.Memurların keyfi çay içmeleri, telefon konuşmaları ve aralarındaki geyik sonucunda yavaş işleyen süreç ve sabahtan beri orda bulunmanın gerginliği üzerimdeydi.Biraz sonra bizi muayeneye aldılar.Bir ekip tarafından muayene edildik.Aklımda kalan boy ve kilolarımızın koyunlar gibi kolumuza (yanlış okumadınız kolumuza ) yazılması ve yarbay mı albay mı yorgunluktan dikkat edemediğim kişinin bana karşı gıcık tavırlarıydı.Her hareketime bir kulp buluyordu.Tipimi beğenmedi herhalde.Son bombası ise kilomun boyuma göre fazla olduğu idi.Bunun sorun çıkarabileceğini ima etti.Bende çıkarsa çıksın diye bağırdım evet bağırdım.Zira saatlerin birikimi bir yerden patlamalıydı.Hiç bir cevap veremedi.

Muayeneden sonra 2 saatçik daha o imza senin bu damga benim dolaştıktan sonra nihayet 17.00 ‘yi birkaç dakika geçe Askerlik Durum Belgemi aldım ve “mutlu” bir şekilde evime doğru yol almaya başladım.

İnternet çağında yaşadığımız bu çileyi çektikten sonra internette Yaşar Büyükanıt’ın orduyu % 30 küçülteceğiz açıklamasından sonra yüzümde tatlı bir tebessüm oluştu o kadar….

08.07.06

Müjde! Artık Halıya Basabilirsiniz

Yazı kategorisi: MÜLKİ İDARE 10:32 am yazan: antiburokrasi

Geçenlerde gündeme gelen ve sitemizde de yorumlanan Isparta Valisinin kırmızı halısına artık avam halk, yani valinin maaşını ödeyen ayak takımı da basabilecekmiş. Bu sevinçli haberi sizlerle paylaşırken, halının başındaki nöbetçinin de yine peynir alırken ödediğiniz KDV’den maaş alan bir “müracaat memuru” olduğunu öğreniyoruz. İsterseniz bu büyük müjdeyi test etmek için herkes bulunduğu il ya da ilçenin mülki amirliğini bir ziyaret etsin.

08.05.06

Bağkur

Yazı kategorisi: SOSYAL GÜVENLİK 8:55 am yazan: antiburokrasi

bagkur.jpg

Serdar Kaya’ya teşekkürler.

İş Yapma Kolaylığı

Yazı kategorisi: DİĞER 8:52 am yazan: antiburokrasi

Bülent Murtezaoğlu haberdar etti:

“Bundan haberiniz var miydi? Ben Guy Kawasaki’nin blogunda gordum. Is yapma kolayligi acisindan dunyada 93. siradayiz.

Siralama surada:

http://www.doingbusiness.org/EconomyRankings/

2006 icin Dunya bankasi raporu surada:

http://www.doingbusiness.org/documents/DoingBusines2006_fullreport.pdf

Ayni sitede Turkiye sayfasi su:

http://www.doingbusiness.org/ExploreEconomies/Default.aspx?economyid=191

Bu istatistiklerde eksik olan sey ‘mutesebbis’ sinifi icinde, ‘devlet bize destek olsun, para versin’ diyenlerin yuzdesi. O konudaki siralamada tepelere yakinizdir herhalde.

Önceki sayfa · Sonraki Sayfa